“Hat sanatı; mürekkeple dokunmuş, estetikle bezenmiş, kalpten kalbe uzanan bir iyilik köprüsüdür.”
İslam medeniyet tasavvurunda, hat sanatı hem estetik bir ifade biçimi hem de ahlaki ve manevi temel değerleri kuşatan bütüncül bir sanat anlayışını ifade eder.
Hat sanatı eğitiminde, edeb merkezli bir anlayışla ve terbiyeyi esas alan bir perspektifle, barış ve huzur gibi değerler görselleştirilerek, manevi bir iklim oluşturulmaktadır. Bu yolla, evrendeki ilahi düzen ve ahengi resmedilmekte ve bu alandaki estetik ve ahlakın sentezi ortaya konmaktadır.
“Osmanlı döneminde hattatlar, yalnızca sanatkâr değil; bilgeliği, estetiği ve maneviyatı topluma aktaran manevi mimarlar ve kültür taşıyıcıları olarak konumlanmışlardır.” Özenle yazılan-çizilen eserler, medrese, cami, hastane ve benzeri mekânlara bağışlanarak oralarda kalan insanlar ve talebeler, onlardan esinlenerek manevi bir haz ve tad almışlardır. Şeyh Hamdullah,” Yazı, Allah’ın güzelliğinin yansımasıdır” diyerek, “İbadet, hizmet ve toplumsal fayda” sürecinde olayı konumlandırmıştır.
Ahmet Zeki Yavaş, “İyilikte Kalpten Kâğıda Uzanan Hikmet” adlı makalesinde şu analizi yapar:
“İslâm medeniyetinde sanatlar, hayatın çoğu alanında kendini ortaya çıkaran ve insanla birlikte yaşayan bir yapıya sahiptir. Mimarîden düşünceye farklı alanlarda bu sanatların izini sürmek mümkündür. Hat, tezhip, mûsikî, minyatür gibi sanatlar bunların başlıcalarıdır. İslâm medeniyetinde sanat, var olanın yeniden ve yenilenerek yorumlanmasını ifade eder. Esasen İslâm’daki sanat hâkimdir. Örtük olanı estetikle görünür kılma çabası olarak tabir edilebilen bu ince işçilik; medeniyetin iyilik, hoşgörü, sevgi, samimiyet, sadakat gibi ahlâkî normlarıyla birlikte yol alır. Bu, sanatlarla güzelliği ortaya çıkarma uğraşı İslâm’daki tevhid anlayışının bir tezâhürüdür. Zira “Allah güzeldir, güzel olanı sever.”
Hat eserlerindeki kompozisyonlar, sadece bir metin değil, aynı zamanda “görsel tefsir” ve manevi duyguları çağrıştıran bir işlevi görür. Örneğin, "Allah" ve "Rahman" (esirgeyen, bağışlayan) isimleri yumuşak bir çağrıyı ifade eder. “Bir "Rahim" (rahmet eden) yazısında, harflerin iç içe geçen döngüleri, ilahî rahmetin kuşatıcılığını sembolize eder.”
Günümüzün bu “hız” ve “haz” çağında, insanlar bir sığınak ve dayanak ararken, hat sanatının icrasında edeble, nezaketle abdest alarak ve her türlü vesveseden kaçınarak bir duruş sergilemek, o manevi iklimi soluyarak hayatı inşa etmek çok kıymetli bir durumdur.
Kullanılan her kavramın bir görünen bir de görünmeyen yüzü vardır. Medeniyet tasavvurumuzda kavramların arka planı üzerinde durmamızın, zihinsel fonksiyonlarımızın gelişimine katkı yaptığı açıktır. Örneğin; “Hekim”, hekimliğini yaparken, hastanın hastalığına hikmetle ve irfanla yaklaşarak, doktorluk görevini icra eder. Arka planı yok sayan, sadece görünen kısma bakarak olayları değerlendirmek, eksik bir değerlendirme olur.
Hattatlık mesleğini icra edenler, görsel kısmını değerlendirirken, arka plandaki hikmet ve irfan yüklü kısmını da dikkate alan; estetik, nezaket ve nezahet boyutlarını esas alan bir perspektifle yaklaşmaları gerekmektedir.
Hattatlar; kurdukları sergiler, atölyeler ve sorumluluk projeleri çerçevesindeki aktiviteleriyle, evrensel barış, hoşgörü, sevgi, nezaket, nezahet ve çevre bilinci gibi temaları işleyerek küresel iyiliğin inşasına katkı yapmayı bir görev bilmektedirler.