?>

İNSAN ZAMANLA KENDİNİ KOLLAR

Melek Barış

8 saat önce

Başta her şeye “olur” diyoruz. Kırılıyor, toparlıyor, yolumuza bakıyoruz.
Henüz kırıklar azken insan daha dayanıklı oluyor. Laf geliyor, geçiyor. Hayat üstüne geliyor, silkelenip devam ediyorsun. Kırılıyorsun ama toparlıyorsun. Affediyorsun, unutuyorsun, alttan alıyorsun. Çoğu zaman “büyütmeye değmez” deyip geçiyorsun.
Ama zamanla aynı söz daha derine batıyor.
Aynı tavır daha çok can yakıyor. İnsan eskisi kadar kolay affedemiyor, kabullenemiyor.
“Ben neden böyle oldum?” diye soruyor.
Oysa soru yanlış yerde.
Çünkü mesele güçsüzleşmek değil. Mesele birikmek.
İnsan zamanla birikir.
Hayal kırıklıkları birikir.
Güvendiği insanların yarım bıraktıkları birikir.
“Anladım” deyip sustukları, “boş ver” deyip içine attıkları birikir. Kimse görmez ama hepsi içeride durur.
Affetmek ilk zamanlar kolaydır. Çünkü hâlâ ihtimal vardır.
“Belki düzelir”, “belki yanlış anladım”, “belki bu son olur” dersin.
Ama zaman geçtikçe ihtimaller azalır.
İnsan tekrar eden davranışları tanımaya başlar. Aynı yarayı kaçıncı kez sardığını fark eder.
İşte kırılganlık da orada başlar.
Bir de farkındalık gelir ardından.
İnsan kendini tanıdıkça daha az katlanır.
Eskiden sınır sandığı şeyin aslında ihmal olduğunu anlar. Alttan almak sandığının kendini yok saymak olduğunu fark eder.
Bu rahatlatmaz. Aksine acıtır. Çünkü artık bilerek susamazsın.
Kırılganlık çoğu zaman hassasiyet değildir.
Yorgunluktur. Sürekli güçlü durmaktan, hep anlayan taraf olmaktan, durmadan idare etmekten yorulmaktır.
Bu yüzden insan zamanla daha zor affeder.
Daha zor kabullenir. Daha çabuk incinir.
Çünkü artık mesele tek bir söz değildir. O söz, geçmişte söylenmiş pek çok şeyin hatırlatıcısıdır. Tek bir davranış değildir. Yılların özetidir.
Bu, insanın kendini ciddiye almaya başlamasıdır. Her şeye eyvallah dememektir. Canını acıtanla arasına mesafe koyabilmektir. Herkesi kaybetmeyi göze almak değil,
kendini kaybetmemeyi seçmektir.
Kırılganlık bir noktadan sonra olgunluktur.
Her şeyi tolere etmeye çalışmaktan vazgeçmektir.
“Bu bana iyi gelmiyor” diyebilmektir.
Daha az güler belki ama daha gerçek güler.
Daha az insanla yürür ama daha doğru insanlarla.
Ve günün sonunda geldiğin noktada, kendini korumayı öğrenirken bir parça eksilir, bir parça da kendinden vazgeçersin.
YAZARIN DİĞER YAZILARI