?>

GÜÇLÜ KADIN DEDİĞİMİZ ŞEY NEDEN BU KADAR MÜCADELE KOKUYOR?

Melek Barış

18 saat önce

8 Mart gelince her yerde aynı cümleleri duyarız.
“Kadın güçlüdür.”
“Kadın her şeyin üstesinden gelir.”
“Kadın isterse dünyayı değiştirir.”
İyi de insanın aklına şu soru geliyor:
Neden kadını anlatırken sürekli “güç” kelimesine ihtiyaç duyuyoruz?
Oysa dünyanın bazı yerlerinde kadın olmak sadece insan olmak demek. Okula gidiyor, çalışıyor, istediği hayatı kuruyor. Kimse onun “güçlü” olup olmadığını tartışmıyor. Çünkü zaten olması gereken bu.
Ama gücün en çok konuşulduğu coğrafyalara baktığımızda tablo değişiyor.
Oralarda kadın olmak, daha doğarken sırtına görünmez bir yük almak gibi. Hayat daha başlarken omzuna kurallar, korkular ve beklentiler bırakılıyor.
Kız çocukları önce sessiz olmayı öğreniyor.
Sonra “ayıp” kelimesini.
Sonra da “el âlem ne der” korkusunu.
Ve bir noktadan sonra toplum ona dönüp şöyle diyor:
“Güçlü kadın ol.”
Peki güçlü kadın olmak ne demek?
Susmak mı?
Konuşmak mı?
Yoksa her şeye rağmen direnebilmek mi?
Çünkü çoğu zaman kadınlardan istenen güçlü olmaları değil, onlardan beklenen şey, karşılarına çıkan zorluklara ses çıkarmadan dayanabilmeleri.
Oysa gerçek güç sadece dayanmak değildir.
Gerçek güç, eşit bir hayat kurabilmektir.
8 Mart’ın anlamı da burada başlıyor.
Bu gün, kadını alkışlama günü değil.
“Ne kadar fedakârsın” deme günü de değil.
Bu gün, şu soruyu sorma günü:
Neden hâlâ bazı kadınlar, sadece kadın oldukları için daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyor?
Ne yazık ki hâlâ dünyanın birçok yerinde kadınlar eğitim hakkı için mücadele ediyor.
Bazı yerlerde çalışma hakkı için.
Bazı yerlerde ise sadece “ben de varım” diyebilmek için.
Oysa kadınlar sadece mücadele eden insanlar değil.
Hayatı büyüten onlar. Bir evin sıcaklığında, bir çocuğun cesaretinde, bir toplumun vicdanında kadınların izi var.
İşte 8 Mart’ın asıl anlamı da burada saklı:
Kadınların güçlü olmak zorunda kalmadığı, eşit ve adil bir dünyanın kurulması.
İşte o gün geldiğinde “güçlü kadın” diye bir kavrama da ihtiyaç kalmayacak.
Sadece “insan” diyeceğiz.
Ve belki de en büyük değişim o zaman başlayacak.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü; emeğin değer gördüğü, eşitliğin sağlandığı ve hiçbir kadının güçlü olmak zorunda kalmadığı bir dünyanın başlangıcı olsun.
YAZARIN DİĞER YAZILARI