Son yıllarda basın bültenlerini, kurum açıklamalarını ve sosyal medya paylaşımlarını okurken dikkatimi çeken bir ifade var.
"Anlamlı etkinlik..."
"Anlamlı ziyaret..."
"Anlamlı plaket..."
"Anlamlı ödül..."
Öyle sık kullanılıyor ki artık bu kelimeyi gördüğümde yapılan işten çok, neden özellikle "anlamlı" denildiğini düşünmeye başlıyorum.
Çünkü ortada basit bir gerçek var.
Bir etkinlik zaten bir anlam taşıdığı için yapılır. Bir ziyaretin amacı vardır. Bir ödülün verilme gerekçesi vardır. Bir buluşmanın arkasında bir düşünce, bir mesaj, bir hedef bulunur. Eğer bunların hiçbir anlamı olmasa zaten yapılmazlar.
Peki o zaman neden her şeyin başına "anlamlı" sıfatını ekleme ihtiyacı duyuyoruz?
Sanırım bunun nedeni, anlatmak yerine tanımlamayı tercih etmemiz. Oysa iletişimin en temel kuralı bir şeyin anlamlı olduğunu söylemek yerine, neden anlamlı olduğunu göstermek değilmidir.
Örneğin bir grup öğrencinin köy okuluna kitap götürmesi gerçekten değerli bir davranıştır. Şehit ailelerinin bir kurumu ziyaret etmesi toplumsal hafıza açısından önemlidir. Bir yardım kampanyası ihtiyaç sahiplerinin hayatına dokunuyorsa zaten kendi anlamını içinde taşır. Doğrusu, yapılan her toplantının, her etkinliğin bir sebebi vardır. Kimse sırf vakit geçirmek için insanları bir araya toplamaz. Bazen bir fikir filizlenir, bazen bir sorun masaya yatırılır, bazen de yeni dostlukların ve ortak çalışmaların temeli atılır. Dışarıdan bakıldığında sıradan görünen birçok toplantı, aslında gelecekte atılacak önemli adımların ilk cümlesi olabilir.
Bunları anlatırken "anlamlı etkinlik" demeye gerek yoktur.
Okuyucu o anlamı zaten görür.
Hatta çoğu zaman bu kelime, yapılan işin önüne geçiyor. Haberin içeriği yerine klişenin kendisi dikkat çekiyor. Bir süre sonra da bütün etkinlikler birbirine benzemeye başlıyor.
Bugün gazetelerde, internet sitelerinde ve kurum açıklamalarında onlarca "anlamlı etkinlik" haberi görüyoruz. O kadar çok görüyoruz ki artık kelimenin etkisi kalmıyor. Her gün kullanılan bir övgü sözü, zamanla sıradanlaşıyor.
Oysa dil biraz da tasarruf işidir.
Kelimeleri yerinde ve gerektiği kadar kullanmak gerekir.
Gerçekten anlam taşıyan bir çalışmayı anlatmanın yolu, ona "anlamlı" etiketi yapıştırmak değil, ortaya koyduğu sonucu göstermektir. Eğer bir etkinlik bir çocuğun hayatını değiştirmişse, bir aileye umut olmuşsa, bir soruna dikkat çekmişse, işte anlam da oradadır.
Okuyucuya düşen o anlamı hissetmektir.
Yazana düşen ise bunu gösterebilmektir.
Belki de artık açıklamalarımızı hazır kalıplardan biraz kurtarmanın zamanı gelmiştir. Çünkü güçlü metinler, büyük sıfatlarla değil, güçlü anlatımlarla ayakta durur.
Kısacası, bir etkinliğin anlamlı olduğunu söylemek kolaydır.
Asıl marifet ise o anlamı insanlara hissettirebilmektir.