?>

YEMEK VERELİM DE, BALIK TUTMASINI DA ÖĞRETELİM.

Nizamettin İzgi

11 saat önce

Ramazan ayı geldi, gidiyor. Çok şükür ki; bu ay boyunca şehrimiz sakin geçti ve birkaç istisna dışında kayda değer bir olayla karşılaşmadık. Ramazan ayına duyulan saygı bundan 50 yıl önce ne idiyse, şimdi de odur. Ben görmedim ama, birçok kişinin ifade ettiğine göre Batman’da oruç tutmayanların sayısı inanılmaz derecede artmış, buna rağmen kimse caddede, sokakta sigara içmediği gibi, aleni şekilde yiyecek-içecek de tüketmedi.
Batmanlılar bu ay boyunca ellerinden geleni yapıp bazıları zekat vererek ihtiyaç sahiplerini sevindirirken, bazıları da bu ayı tatil ayı kabul edip Ramazan boyunca ibadetlerini arttırarak camilerden çıkmadılar.
Allah herkesin orucunu, zekâtını, ibadetini kabul etsin.
Bütün bunlar olurken Batman Belediyesi ve Valiliği de 29 gün boyunca Necat Nasıroğlu külliyesinde ve 29 mahallede iftar yemekleri verip insanları ve de özellikle muhtaç olanları sevindirdi. Zaman zaman eleştiriler yapılsa da genelde dağıtılan yemeklerden memnun kalındı ve binlerce kişi bu sofralara oturup ailece karınlarını doyurdular.
Elbette yapılanlar güzeldi ve bu mübarek ayın hatırına da yakıştı.
Muhtemelen Bayram sonrasında Batman Belediyesi açıklama yaparak Ramazan ayında kaç bin yemek verildiğini ve bu yemeklerin maliyetini bildirecek. Öyle az-buz bir şeyler beklemeyin. Milyon liralar harcanarak verilen bu yemeklerin bedeli de doğal olarak ağır olacaktır.
Benim gündeme getireceğim konu belki eleştirilecek ama, ben sadece görüşümü yansıtacağımdan dileyenler de benim yazdıklarıma cevap verebilirler. Devletimiz, Ramazan ayı dışında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü aracılığıyla hergün binlerce kişiye yemek dağıtıyor, on binlerce ekmeği ihtiyaç sahiplerine veriyor, yaşlılara, imkânı olmayanların evlerine sefer tasıyla yemekler bırakılıyor, öğrencilerin okuması için ailelere paralar veriliyor, yerine göre giyim-kuşam, hatta yakacak kömür dışında ihtiyaç duyulan taleplerin büyük bir kısmı bu kuruluşlarımız tarafından karşılanıyor.
Yani Ramazan ayı olmasa da devletimiz muhtaçlara kol-kanat gererek en iyisini yapıp kimseyi aç-açık bırakmıyor. İşte bu nedenle Ramazan’ın bittiğini varsayarak eleştiride bulunacağım. Mübarek ay boyunca yapılan yemek ve diğer etkinliklere ödenen para yerine keşke 90-100 kişinin çalışabileceği bir atölye kurup insanlara meslek öğretseydik ve bunları devlete mahkûm etmeseydik.
Biraz acı olacak ama, devletimiz insanlarımızı o kadar tembelliğe alıştırdı ki; dilenen, iş ve evlerin kapısını çalan bir çok kadın zor durumda olduklarını belirtiyorlar. “Eşiniz ne iş yapıyor” diye sorduğumuzda ise eşinin hasta ve çalışamayacak durumda olduğunu belirtiyor. “Peki kaç çocuğun var” dediğimizde ise “5-6” cevabını alıyor ve kendi kendimize soruyoruz. “Ya bunun kocası çalışamayacak kadar hasta ise bu 6 çocuk nasıl oldu?”
Olur tabi. Siz insanlara balık tutmayı öğretmek yerine balık verirseniz buna alışır ve devamlı olarak sizden balık beklemeye başlar, çalışmamak için de “hastayım” der. Demek istediğim, günümüzde uygulanması çok zor olsa da Belediye bazı tesisler kurup burada istihdamlar sağlayabilir, ya da evlerde tezgahlar kurarak (kilim, halı, çorap, tandır, el işlemeleri) gibi alanlarda insanların kendi gelirlerini sağlamasını gerçekleştirebilir.
Ne oldu? Ramazan ayı boyunca on binlerce yemekler verildi. Evet, insanların karınları doydu ama, bayram sonrasında bu insanlar ne olacak? Yine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Aile ve Sosyal Hizmetler müdürlüğünün kapısına dayanarak bir şeyler koparmaya çalışacaklar.
Valimiz sayın Ekrem Canalp’ın bizim gibi düşündüğünü tahmin ediyoruz. Olan oldu, giden gitti. Bari bundan sonra, insanlara evlerinde veya küçük dükkanlarda ekmeklerini kazanabilecekleri iş alanları açılsın ki; tembellikler sona ersin ve insanlarımız balık tutmayı öğrensin.
Eğer bu konuyu ciddiye alıp üzerinde çalışırsak bir yıl içinde yüzlerce çalışmayan kocayı, ya da çalışmayan eşi meslek sahibi yapıp topluma kazandırabiliriz. Ben Ramazan ayında verilen bunca yemeğin gereksiz olduğunu söylemiyorum ama, bunun yerine insanlara meslek ve daimi gelir sağlayacak işler kursaydık daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
İnşallah gelecek yıl bunca yemek yerine 500 ya da 1000 kişiyi meslek sahibi yapıp topluma kazandırmış oluruz. Hoşça kalınız.
YAZARIN DİĞER YAZILARI