Seçimler tamamlandı, sandıklar kapandı ve oda başkanları koltuklarına oturdu. Bundan sonrası artık vaatlerin değil, icraatların konuşulacağı bir dönem olmalıdır. Esnaf odaları yalnızca üyelerinin değil, aynı zamanda bu kentin bütün vatandaşlarının hayatına doğrudan dokunan kurumlardır. Bu nedenle yeni seçilen başkanlardan beklenti büyüktür ve bu beklenti sadece esnafın talepleriyle sınırlı değildir.
Elbette Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Şoförler Odası ve Minibüsçüler Odası başkanlarının önceliği kendi üyelerinin haklarını savunmak olacaktır. Bu hem doğal hem de gereklidir. Ancak bu savunma anlayışı tek taraflı bir noktaya savrulduğunda, toplumun diğer kesimlerini görmezden gelen bir tutuma dönüşmemelidir. Çünkü esnafın kazancı vatandaşın cebinden, vatandaşın memnuniyeti de esnafın hizmet anlayışından geçer. Bu denge korunmadığı sürece eleştiriler yükselir, tepkiler kaçınılmaz olur.
Son yapılan oda seçimlerinde, DEM’e yakın üç adayın da seçimi kazanmış olması, yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Seçimi kazanan başkanları tebrik ediyoruz. Tebrikler kabul edildi, fotoğraflar çekildi ve artık asıl sınav başladı. Koltuğa oturmak bir sonuç değil, tam tersine ağır bir sorumluluğun başlangıcıdır. Oda başkanlığı yalnızca temsil yetkisi değil, aynı zamanda kamuoyuna karşı hesap verme yükümlülüğüdür.
Ne yazık ki geçmişte sıkça rastladığımız bir tablo var: Seçim döneminde aktif, seçim sonrasında ise sessiz kalan başkan profili. Bazı isimler adeta sadece koltuğa oturmak için yarışa giriyor, sonrasında ise beklenen çalışmaları ortaya koymuyor. Bu anlayış kabul edilebilir değildir. Çünkü odalar kapalı devre yapılar değildir; aldıkları her karar, yaptıkları her zam ya da görmezden geldikleri her sorun doğrudan vatandaşı etkiler.
Özellikle gıda sektöründe faaliyet gösteren esnaflar için odaların öncülüğünde yapılacak indirim kampanyaları, hem vatandaşın nefes almasını sağlar hem de esnafla halk arasındaki bağı güçlendirir. Ayda bir gün dahi olsa, dayanışmayı esas alan uygulamalar hayata geçirilebilir. Eğer bu tür sosyal sorumluluk adımları atılmaz, buna karşın yalnızca zam kararları konuşulursa, bu durum oda başkanlarına ciddi itibar kaybettirir.
Her meslek grubunun kendi odasından beklentisi vardır. Kimisi TOKİ konutu vaatlerinin takipçisi olmak ister, kimisi sanayi siteleri ve yeni iş alanları konusunda somut adımlar bekler. Şoförler ve minibüsçüler ise hem üyelerinin ekonomik şartlarını hem de vatandaşın ulaşım konforunu ilgilendiren bir alanda faaliyet göstermektedir. Bu nedenle alınacak kararlar daha da hassas olmak zorundadır.
Artık bahane üretme değil, çalışma ve üretme zamanıdır. Yeni başkanlar üyelerinden gelen talepleri toparlamalı, kısa vadeli ve uygulanabilir projelerle yola çıkmalıdır. Sadece sorun tespiti değil, çözüm önerileri de ortaya konmalıdır. Oda başkanlıkları, sorunların konuşulduğu değil, çözümlerin üretildiği merkezler haline gelmelidir.
Bizler bu sürecin yakından takipçisi olacağız. İyi çalışan, taşın altına elini koyan, vatandaşla esnaf arasında denge kurabilen her başkanın yanında olacağız. Ancak görevini ihmal eden, koltuğu makam olarak gören ve sorumluluktan kaçan isimleri de kamuoyu adına uyarmaktan geri durmayacağız. Çünkü bu şehir, laf değil hizmet bekliyor.
Hoşça kalınız.