?>

RAMAZAN AYINDA VERİLEN İFTAR YEMEKLERİ ÜZERİNE…

Nizamettin İzgi

11 saat önce

Mübarek Ramazan ayına başladığımız ilk günden son güne kadar gazetelerimizin çoğunda ve sosyal medyada hep iftar yemekleri paylaşıldı, Valinin, Belediyenin, bazı kurumların, STK’lar ile vatandaşların verdikleri yemeklerden fotoğraflar basına her gün düzenli olarak atıldı.
Bana göre tartışmalı olan bu iftar yemeklerine harcanan milyonlarla insanlara daha faydalı işler yapılabilir, hatta birçok insana iş olanağı sağlanabilirdi. Batman Belediyesinin ay boyunca Necat Nasıroğlu Külliyesi ile 29 mahallede verdiği iftar yemekleri de çok takdir edilse de mahallelerdeki yemek dışında Külliyedeki yemekleri israf olarak değerlendirebiliriz.
Çünkü yapılan açıklamalara göre ay boyunca her gün 10 bin kişilik yemek yapıldı ve bu yemekler vatandaşlara ikram edildi. İftar yemeklerinin genelde muhtaç, fakir ve kimsesiz insanlara verilmesi gerekirken biz bu yemekleri sınıf ayırımı yapmadan Külliyeye gelen herkese ikram ettik.
İnanın “bedava sirke baldan tatlıdır” anlayışını benimseyen binlerce kişi ihtiyaçları olmadığı halde sadece “bedava” diye Ramazan ayı iftarlarının çoğunu burada yaptılar. Bunların arasında zenginlerimiz de vardı, memurlarımız da. Her gün çıkarılan çorba, kavurma, pilav, tatlı ve içecek menüsünden bıkmayan insanlarımız külliyede boy göstermekten de imtina etmediler.
Oysa muhtaç olduğu halde, Ramazan ayında evinde yemek pişiremeyecek kadar yoksul olan insanlarımız, o durumlarını göstermemek için külliyeye gitmediler ve çoğu zaman yarı aç, yarı tok şekilde Ramazan ayını geçirdiler.
Valiliğin ve Belediyenin masraflarını karşıladığı bu iftar yemeklerinin pişirildiği yerde yapılan ropörtajlarda aşçılar, yardımcılar, soğan, patates soyanlar, servisi yapanlar işlerini çok iyi yapıyorlardı. Buradaki iftarlarda sadece çorba, kavurma, pilav ve tatlı değil, ayran başta olmak üzere çeşitli içecekler de sunuluyordu.
Bu masrafların dışında yemeklerin konulduğu karton kutular, çorba tasları ile kaşık ve çatallar da önemli bir maliyet oluşturuyordu. Dinimiz yardımlaşmayı emrediyor ama, varlıklılara, durumu iyi olanlara değil, muhtaçlara ve ihtiyaç sahiplerine…
Bu açıdan çok kişi organizeyi yapanları değil, sıklıkla külliyeye gitmeyi alışkanlık haline getirenleri eleştirdiler. Valiliğin ya da Belediyenin kimseye “siz çok geliyorsunuz, artık gelmeyin” deme lüksleri de olmadığından insanlarımız rahatlıkla burayı mesken tutup evlerinde yemek yapmaktan kurtuldular.
Yine yapılan açıklamalarda bu mutfakta her gün 10 bin kişilik yemek yapıldığı söylendi. Rakam aslında küçümsenmeyecek kadar büyük. Bunca kişinin yemek tutarı, çalışanların maaşları derken karşımıza gerçekten de önemli bir rakam çıkıyor.
Ramazan ayında iftar yemeği veren sadece Valilik ve Belediye olmadı. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Aile ve Sosyal Politikalar müdürlüğü ve diğer kuruluşlar da Ramazanda ve Ramazan ayı dışında da bu hizmetlerini devam ettiriyorlar. Genelde yoksul vatandaşlara sunulan bu yemekler amacına ulaşmış olurken, yukarıda belirttiğim gibi Külliyede verilen yemekler büyük ilgi görmesine rağmen önemli bir kesim tarafından tasvip görmedi.
Dileriz ve umarız ki; gelecek Ramazan aylarında bu durum göz önüne alınır ve hem israftan kaçınılarak Devletin parası muhtaç olmayanlara harcanmaz. Ben bunları söylüyorum ama, belki de bu karar devlet politikasıdır ve Devlet büyüklerimiz illerin Valilerine “Ramazanda bol bol etkinlik yapıp vatandaşlara iftar yemeği verin” demiştir. Öyle düşündüm ama, yazımın doğruluğunu kanıtlamak için Siirt ve Mardin’deki meslektaşlarımın görüşünü aldım. Siirt Belediyesi günde sadece 500 ila 1000 kişiye yemek vermiş, Mardin de de bunun bir tık üstü yapılmış.
Sonuç olarak Valilik ve Belediyenin ay boyunca verdiği iftar yemekleri sona erdi ve bundan sonra daha önceden olduğu gibi muhtaçlara Vakıf tarafından yemek dağıtımı sürdürülecek. Ramazan ayı boyunca Külliyedeki yemekler belki bir daha sonraki Ramazana bırakılacak, belki de artık verilmeyecek.
Tabi birde yapılanların maddi boyutuna bakmak gerekir.
Mutfaklarda yapılan iftar yemeklerinin menüsü olan çorba, kavurma, pilav, tatlı, su ve içeceklerden oluşan listenin kişi başı giderini 250 liradan hesap eder, bunu 29 gün ve 10 bin ile çarparsak karşımıza 75 milyon liraya yakın bir para çıkıyor. Bu miktar devletimiz için çok büyük bir rakam değildir. Dolayısıyla devlet vatandaşı için varsa bunu harcamaktan da asla imtina etmez.
Bizim genel anlamdaki sitemimiz, ihtiyacı olmadığı halde fakir için çıkarılan yemekleri yemek tenezzülünde bulunanlaradır.
Hoşça kalınız.
YAZARIN DİĞER YAZILARI