Hemen hemen her gün Valilik ile Belediye Basın Bürolarından basın kuruluşlarına onlarca görüntülü, fotoğraflı haberler gönderilir, gazetelerin çoğu da bunu haber yaparlar. Hatta öyle bir duruma geldik ki; çoğu gazeteci kendisini yormadan, bilgisayar başına geçip üretmeden, gönderilen haberleri kullanır gazetesini doldurur.
Sistem böyle olunca kimsenin yapabileceği bir şey kalmıyor. Üstelik bu haberler Valilik ve Belediyeden geldiği için de herkes bu haberleri kullanır ve yazılanları yaşanmış olarak kabul ederler. Mayıs ayı başından beri Batman’da yapılan sosyal etkinlikler sanırım 100’ü aştı. Konserler, geceler, festivaller gırla giderken kurumların basın sorumluları da bunları allayıp-süsleyip bize atıyorlar.
Olsun, biz hepsini kullanmasak da Batmanlıların ilgi duyacağı konulardan oluşan haberleri kullanır ve olan biteni halka duyururuz. Örneğin iki hafta önce Kültür müdürlüğünce Ahmet Güneştekin salonunda düzenlenen “Yeni nesil sıra gecesi” programı vardı. Batmanlı sanatçılarımız Davut Dicle, Veysel Akat, Celal Gümüş, M. Şah Dicle ve Tayfun Öztoprak’ın katılımıyla yapılan bu gece farklı şekilde değerlendirilebilir ama ilk önce bu programı düzenleyen yetkililere sormak istiyorum. “Allah aşkına böyle bir gece düzenleyip reklamını yapıyorsunuz da bu geceye bırakın Valiyi, bir Vali yardımcısı, bir İl Müdürü, bir müdür muavini, ya da bu kurumlarda müstahdemlik yapan birisi katılamaz mıydı?”
Evet, yerel sanatçılarımızın yer aldığı “Sıra gecesi”nde maalesef tek bir yetkili yoktu. Olmayınca da, “biz çaldık, biz söyledik” misali rutin bir etkinlik yapıldı ve bitti. Sanatçılara gelince öncelikle Tayfun Öztoprak’tan başlamak istiyorum. Öztoprak, şarkıcı değil sunucudur ve sunuculuğuyla büyük bir takdir kazanmıştır ve herkes onu bu başarısından dolayı kutlamaktadır.
Yerel sanatçılarımız M. Şah Dicle, Celal Gümüş, Veysel Akat ile Davut Dicle’yi genelde düğün salonlarından ve yapılan yerel etkinliklerden tanıyoruz. Hepsi kendilerine göre değerlidirler ama, “Yeni nesil sıra gecesi”nde onları sahnede daha ciddi görmek isterdim. Şarkılar söylenirken seyircilerle el-kol hareketleriyle selamlaşmak, birbirleriyle konuşmak çok doğru değildi.
Belki onlar da etkinliğe katılmayan yöneticileri protesto ediyorlardı ama, sahnedeyken ciddiyet çok önemliydi. Hem sıra gecelerinin en büyük özelliği söylenen türküler eşliğinde halaylar çekmektir. Türkiyenin her yerinde sanatçılar türküleri söylerken izleyiciler sahneye, meydana, salona iner ve gönüllerince halay çekerler. Nitekim burada da böyle oldu, bir çok izleyici 8 metre uzunluğunda, 2 metre genişliğindeki bir alanda halay çekerek eğlendiler.
Yanlışlar yumağının yaşandığı o gecede en büyük yanlış, sıra gecesini sahnede yapmaktı. Bu etkinliği düzenleyen Valilik veya Belediye sıra gecesini kültür salonunda değil, geniş bir alana sahip düğün salonlarından birinde yapmalıydılar. Sıra gecesi demek, hüzünlü türküler dinlemek değil, oynamak, halay çekmektir. Bunun için de saz ekibinin çok güçlü ve çok çeşitli enstrümanlardan oluşması, bilinen halayların hepsinin çalınması gerekir.
Biz yerel sanatçılarımızı suçlamıyoruz, onlara tanınan imkân bu kadarsa yapılacak bir şey yok. Tekrar başa dönecek olursak böylesi geceleri düzenleyenler ya da düzenlenmesine karar verenler önce kendileri bu etkinliğe katılacak ve bütün eksiklikleri görerek ona göre gelecek etkinlik için önlem alacaklardır.
Yine de yerel sanatçılarımızı kutlamak gerekir, bu morale rağmen işlerini en iyi şekilde yaptılar. Bana sorarsanız salonda “Sıra gecesi” yapılmayacağını ısrarla söylerim ve bunu yetkililere söyleyerek farklı yerleri gösterirdim.
Bu eleştirilere rağmen Basın müdürlüklerinin konuyla ilgili gönderdikleri haberlerin de çok gerçekçi olmadığı ortaya çıkıyor.
Ne yapalım. Biz gerçekleri görmek ve aktarmak zorundayız, gerisi yetkililere kalıyor.
Hoşça kalınız.