Deniz ürünlerine olan ilgimi bazılarınız biliyorsunuz. Karides, Kalamar, Midye, Istakoz, Yengeç gibi ürünler Amerikanın her yerinde var ve bunlar özel deniz restoranlarında satılıyor.
Ortalama kişi başı 40 dolar olan bu yiyeceklerin porsiyonuyla bir kişi rahatlıkla doyabiliyor. Ama bu kez bu arzumu farklı ve daha ucuza mal ettim. Gittiğim deniz ürünleri satan marketlerden kilosu 8 dolara karides, aynı fiyata kalamar, daha ucuzuna yengeç ayağı bulup aldım, sonra da eve getirerek pişirip yedim!
Hem restorandan daha büyük porsiyon yiyorsunuz, hemde yarı fiyatı ücret ödüyorsunuz.
Deniz ürünlerini almak için bu kez Kore marketine gittik. Burada çok farklı çeşitler vardı ve bunların çoğu canlıydı. İhtiyacımız kadar ürün aldıktan sonra bu ürünleri de görüntüledim.
Ancak hala tartışma konusu olan bir durum var. İnancımıza göre yukarıda isimlerini yazdığım deniz ürünleri Şafii mezhebinde olanlar için helal, hanefiler içinse haramdır. Bunu belirleyen de Kur’anı Kerim değil, imamlardır. Fakat bunda da çelişki var. Bu deniz ürünlerinin çoğu deniz kıyısındaki şehirlerde yakalanıp tezgahlara konuluyor. Bunları yakalayanlara haram, Şafiilere göre helalse ortada bir çelişki var demektir. Çünkü Şafiilerin çoğu bu ürünleri bilmediklerinden yemezken, kendilerine haram olan Hanefiler ise bunları rahatlıkla yiyorlar. Fakat şu bir gerçek ki, günümüz gençliği de bilinçlendi ve onlar da bu ürünleri yemeğe başladı.
BİR KÜÇÜK SU 2 DOLAR (90 TL.)
2 Su 3 DOLAR (140) TL.
Yiyecek ve içeceğin oldukça pahalı olduğu Amerikadaki marketlerde içme suları için kampanyalar yapılıyor. Bizdeki zincir marketlerde 7 ila 9 lira arasında satılan küçük şişe sularının ücretini çok bulurken aynı suyu Amerikada 40 liraya içmek zorunda kalıyorsunuz ve kimsenin buna itirazı da olamaz.
VE YİNE NEWYORK’TAYIZ.
Geçen yıl farklı eyaletlerdeki etkinliklerine katıldığımız “Bağımsızlık günü kutlamaları”nın bu yılki bölümünü Newyork’ta izledik. Gün nedeniyle dünyanın bir çok ülkesinden insanlar buraya gelmişti. Dünya kupası etkinliği de bunun üzerine gelince farklı ülkelerden gelenler ülkelerinin forması ve bayraklarıyla dünyaca ünlü Times meydanında tur atıyorlardı.
RÜYALAR ÜLKESİ AMERİKANIN NEWYORK’UNDAYIZ.
Milyonlarca kişi bu ülkeden nefret edip zerre kadar ilgi duymazken, yine yüz milyonlarca kişi de Amerikanın ve Newyork’un hayalini yaşıyorlar. Kimileri geleceği için, kimileri daha rahat bir hayat için, kimileri eğitim için, kimileri özgürlüğü için ve kimileri de zengin olmak için Amerika’yı çok isterken, bu ülkenin yöneticileri de kimsenin gelmemesi için devamlı tasa çıkarıyorlar.
Eskiden Türkiyedeki ünlü kadınlar Amerikan vatandaşı olması için buraya gelir, doğumlarını burada yapar ve çocuklarına vatandaşlık alırlardı. Amerika devleti bunun önüne geçmek için burada doğum yapacak annelere bir daha bize verilmeyeceğini duyurunca Amerikaya duyulan ilgi azaldı.
METROLARI ÇOK ESKİ
1950 ve 1960 yılları arasında yapılan Newyork metrosuyla da seyahat etme imkanı oldu. Metrolar oldukça eski ve bakımsızdı. Araçlar da aynı durumda olduklarından Türkiyedeki metrolara nazaran biz onlara göre çok iyiydik. Ama bu metroların 60-70 yıl önceden hizmete alındığını kabul ettiğimizde ise bunun normal olduğunu anlıyorsunuz.
FAYTONCULAR, ÇEK-ÇEK’ÇİLER VE KALDIRIMLARDA YİYECEK SATANLAR.
Geçen yıl Central park civarındaki faytoncular arasında bir Batmanlının olduğunu öğrenmiş ve kendisiyle görüşememiştik, ne yazık ki, aramamıza rağmen yine bulamadık. Çek-çek ve bisikletli arabalarla turistleri gezdirenlerin çoğu Türk ve Ortadoğu ve Asya’lıydı. Yemek satanların önemli miktarı Mısır, Lübnan ve Pakistan’lıydı. Araçlarının üzerinde dikkat çekecek şekilde “Helal yemek” yazıyordu.