?>

İPRAGAZ MAHALLESİ HALKINI KUTLUYORUM.

Nizamettin İzgi

3 saat önce

Bazen küçücük bir adım, yıllardır konuşulamayan büyük bir sorunun kapısını aralar. Bazen de bir sokağa asılan mütevazı bir pankart, binlerce insanın yüreğinde aynı acıyı, aynı öfkeyi ve aynı umudu yeniden yeşertir. İşte İpragaz Mahallesi’nde asıldığı söylenen o pankartı da ben böyle görüyorum. Gerçekten kim tarafından asıldığını, nasıl hazırlandığını ya da resmi olarak doğrulanıp doğrulanmadığını bilmiyorum. Ancak bu cesareti gösteren insanlar varsa, toplum adına büyük bir sorumluluk üstlenmişlerdir. Çünkü yıllardır sessizce büyüyen bir yaraya, herkesin gözü önünde parmak basmayı başarmışlardır.
Ne yazık ki uyuşturucu belası artık sadece büyük şehirlerin sorunu olmaktan çıkmış, ülkemizin dört bir yanında olduğu gibi Batman’da da ailelerin en büyük korkusu haline gelmiştir. Her gün emniyet güçlerimizin ve jandarmamızın başarılı operasyonlarını görüyoruz. Neredeyse her gün yeni yakalamalar yapılıyor, yeni zehir tacirleri adalete teslim ediliyor. Onlara minnettarız. Fakat acı gerçek şu ki, yapılan bütün bu operasyonlara rağmen uyuşturucu trafiği azalmıyor, tam tersine farklı yöntemlerle yeniden karşımıza çıkıyor. Bir kapı kapanıyor, başka bir kapı açılıyor.
En büyük bedeli ise geleceğimiz olan gençler ödüyor. Nice anne babanın umut bağladığı evlatlar, birkaç dakikalık merakın ardından geri dönüşü çok zor olan bir karanlığın içine sürükleniyor. Kimisi genç yaşta toprağa düşüyor, kimisi hayatta kalıyor ama hem kendi ömrünü hem de ailesinin hayatını adeta bir cehenneme çeviriyor. Her bağımlının arkasında gözyaşı döken bir anne, uykusuz geceler geçiren bir baba, kardeşinin kurtulmasını bekleyen çaresiz bir aile bulunuyor.
Belki de tam da bu nedenle İpragaz Mahallesi’nde asılan “İpragaz’da uyuşturucu satan anasını satsın” yazılı pankart, sıradan bir bez parçası değil; toplumun yıllardır içine attığı isyanın dışa vurmuş halidir. Serttir, çarpıcıdır, sarsıcıdır. Zaten amacı da budur. İnsanların dikkatini çekmek, herkesi düşündürmek ve “Artık yeter” dedirtmektir. Nitekim bunu da başarmıştır. Günlerdir insanlar bu pankartı konuşuyor, paylaşım yapıyor ve bu cesur çıkışı takdir ediyor.
Ben bu tepkinin yalnızca İpragaz Mahallesi ile sınırlı kalmaması gerektiğine inanıyorum. Batman’ın bütün mahallelerinde aynı kararlılığı görmek istiyorum. Çünkü uyuşturucu sadece bir mahallenin değil, bütün şehrin sorunudur. Bu bela kapıyı çaldığında kimsenin sosyal statüsüne, ekonomik durumuna ya da eğitim seviyesine bakmıyor. Zengin-fakir demeden herkesin evine girebiliyor.
Bu noktada mahalle muhtarlarına da çok önemli görevler düşüyor. Muhtarlarımız öncülüğünde yürütülecek ortak bir farkındalık kampanyası, belki de yıllardır yapılamayan etkiyi oluşturacaktır. Mahallelerin belirli noktalarına uyuşturucuya karşı birlik mesajı veren pankartların asılması, vatandaşların bu konuda ortak tavır göstermesi ve toplumun “Bu mahallede zehir tacirlerine yer yok” mesajını güçlü şekilde vermesi son derece önemlidir. Çünkü suç, en çok sessizlikten beslenir. Sessizlik bozulduğu anda ise suçlular kendilerini daha yalnız hisseder.
Resmi rakamlar tam olarak açıklanmasa da, yüzlerce gencimizin bağımlılıktan kurtulabilmek için ilgili kurumlara başvurduğu konuşuluyor. Bu bile tehlikenin boyutunu anlamak için yeterlidir. Elbette tedavi merkezlerinin açılması, rehabilitasyon hizmetlerinin artırılması çok kıymetlidir. Ancak asıl başarı, gençlerimizi o kapılara düşmeden koruyabilmektir. En iyi tedavi, hiç başlamamaktır. Bunun yolu da aileden, okuldan, mahalleden ve toplumun ortak duyarlılığından geçmektedir.
Batman basınını ve sosyal medyayı takip eden herkes, neredeyse her gün uyuşturucu operasyonlarına ilişkin haberlerle karşılaşıyor. Yakalanan satıcılar, ele geçirilen maddeler ve gözaltılar artık sıradan haberler haline gelmeye başladı. Oysa bunun sıradanlaşması en büyük tehlikedir. Toplum, bu haberleri kanıksamamalıdır. Aksine her operasyonun ardından “Bir daha yaşanmasın” diyerek mücadeleyi daha da büyütmelidir.
İpragaz Mahallesi’nde ortaya konulan bu farkındalık hareketi, devlet kurumlarımız tarafından da desteklenmeli ve mahalle bazlı bilinçlendirme çalışmalarına dönüştürülmelidir. Muhtarlarla, sivil toplum kuruluşlarıyla, öğretmenlerle, din görevlileriyle ve ailelerle yapılacak ortak çalışmalar, uyuşturucuya karşı güçlü bir toplumsal cephe oluşturabilir. Çünkü bu mücadeleyi yalnızca polisle, yalnızca jandarmayla ya da yalnızca sağlık çalışanlarıyla kazanamayız. Bu mücadele, toplumun tamamının omuz omuza vermesiyle başarıya ulaşabilir.
Belki asılacak her pankart bir gencin hayatını kurtarmayacak. Belki her çağrı hemen sonuç vermeyecek. Ama bir tek gencin bile bu karanlığa düşmesini engelleyebilirse, atılan her adım amacına ulaşmış olacaktır. Unutmayalım ki bazen bir söz, bir uyarı, bir afiş ya da bir mahallenin ortak vicdanı, bir insanın hayatının yönünü değiştirebilir.
Atalarımız boşuna “Birlikten kuvvet doğar” dememiştir. Bugün bu sözün anlamını yeniden hatırlamanın tam zamanıdır. Gelin, geleceğimiz olan çocuklarımızı ve gençlerimizi zehir tacirlerine teslim etmeyelim. Sessiz kalmayalım, duyarsız davranmayalım. Çünkü bu mücadele yalnızca bugünün değil, yarınlarımızın da mücadelesidir.
Hoşça kalınız.
YAZARIN DİĞER YAZILARI