Bugün ben değil, benim de aynı duyguları paylaştığım güçlü kalem Öztekin Yılmaz’ın 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili makalesinden bir bölümünü sizinle paylaşıp yaşanan kan davalarının bu şehrin kaderi olmadığını duyurmak istiyorum.
Bakın Öztekin Yılmaz, Pazar günü Asri mezarlıkta yaşanan ve 3 yakın akrabanın ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili neler yazmış:
İntikamın, kendi başına bir hayat biçimine dönüşmesi işin en acı ve en zor tarafıdır ve bunun sonu yoktur.
Bir ölüm, başka bir ölümü çağırır.
Bir mezar, başka bir mezarın kapısını açar.
Bir ağıt, başka bir ağıdın habercisi olur.
Sonra şehir susar.
Aileler susar.
Komşular susar.
Kanaat önderleri susar.
Siyaset susar.
Toplum susar.
Ve en tehlikelisi…
Çocuklar bunu normal sanmaya başlar.
İşte buna izin veremeyiz!
Batman’ın kaderi bu değildir.
Batman’ın çocuklarının kaderi silah sesleri değildir.
Batman’ın annelerinin kaderi ağıt yakmak değildir.
Batman’ın gençlerinin kaderi geçmişin husumetlerini taşımak değildir.
Batman’ın geleceği, ölülerin sayısını artırmak değil; barışın tarafını büyütmektir!
Bugün Mehmet Direk, oğlu Ercan Direk ve yeğeni Ebubekir Direk’in hayatını kaybettiği bu korkunç olay karşısında herkesin kendisine sorması gereken soru şudur:
“Bu husumet neden daha önce bitirilemedi? Bir ölüm yaşandıktan sonra neden bütün kapılar daha güçlü çalınmadı? Neden iki tarafın öfkesi soğutulmadı? Neden aileler barıştırılmadı? Neden daha fazla insanın canının yanabileceği görülmedi? Neden herkes ancak kan aktıktan sonra harekete geçiyor?”
İşte benim öfkem tam da buraya!
Çünkü bir insan öldükten sonra “çok acı” demek kolaydır.
Üç insan öldükten sonra “başımız sağ olsun” demek kolaydır.
Cenaze namazında saf tutmak kolaydır.
Zor olan, ilk kurşun sıkılmadan önce o kurşunun önüne geçmektir!
Zor olan, husumet büyümeden barışın kapısını açmaktır.
Zor olan, iki aileye de “YETER!” diyebilmektir.
Zor olan, öfkenin karşısında cesaretle durabilmektir.
İşte gerçek kanaat önderliği budur!
İşte gerçek siyaset budur!
İşte gerçek devlet aklı budur!
İşte gerçek insanlık budur!
Yoksa cenazeden cenazeye gidip başsağlığı dilemek yetmez!
Taziye evinde güzel cümleler kurmak yetmez!
“Bir daha olmasın” demek yetmez!
Bir daha olmaması için bugün harekete geçmek gerekir.
Bugün!
Yarın değil.
Bir sonraki cinayetten sonra değil.
Bir sonraki tabuttan sonra değil.
ŞİMDİ!
Çünkü bugün üç insan toprağa düştü.
Mehmet Direk…
Oğlu Ercan Direk…
Yeğeni Ebubekir Direk…
Bu isimleri unutmayalım.
Ama sadece isimlerini de unutmayalım diye yazmıyorum.
Bu üç canın ardından yeni isimler eklenmesin diye yazıyorum.
Bir sonraki yazımda başka bir babanın adını yazmak istemiyorum.
Başka bir oğlun adını yazmak istemiyorum.
Başka bir yeğenin adını yazmak istemiyorum.
Başka bir annenin feryadını duymak istemiyorum.
Batman’ın mezarlıkları isimlerle değil, sessizlikle dolsun istiyorum.
Bu şehir artık kurşun sesiyle değil, çocukların kahkahasıyla yankılansın istiyorum.
Bu şehirde insanlar birbirinden korkmasın istiyorum.
Bir aile diğer aileyi düşman görmesin istiyorum.
Kan davası diye bir kelime çocuklarımızın sözlüğünden silinsin istiyorum.
Çünkü kan davası dediğiniz şeyin sonunda kimse kazanmaz.
Ne öldüren kazanır…
Ne ölen…
Ne aile…
Ne mahalle…
Ne şehir…
Herkes kaybeder.
Ve en büyük kaybeden, insanlığımız olur.
Bugün Batman’ın vicdanına sesleniyorum:
Bu kanı durdurun!
Devlet yetkililerine sesleniyorum:
Husumetleri yalnızca olay olduktan sonra değil, büyümeden önce takip edin!
Siyasetçilere sesleniyorum:
Bu meseleleri seçimden seçime hatırlamayın!
Kanaat önderlerine sesleniyorum:
Cenazeden cenazeye değil, husumetten önce ailelerin kapısını çalın!
Din insanlarına sesleniyorum:
İnsanlara öfkenin değil, merhametin dilini anlatın!
Ailelere sesleniyorum:
Çocuklarınıza düşmanlık değil, barış mirası bırakın!
Ve gençlere sesleniyorum:
Size geçmişin kavgasını miras bırakmak isteyenlere izin vermeyin!
Çünkü sizin hayatınız, geçmişte yaşanan hiçbir kavganın bedeli değildir.
Siz kimsenin intikamı değilsiniz!
Siz bu şehrin geleceğisiniz.
Ve geride binlerce insanın yüreğinde aynı soru:
BİR SONRAKİ KİM?
İşte bu soruyu sormak zorunda kalmamalıyız!
Bir sonraki olmamalı!
Çünkü artık bu döngünün bir yerinde birileri durmalı.
Birileri silahı bırakmalı.
Birileri öfkesini yutmalı.
Birileri elini uzatmalı.
Birileri “Benim çocuğum bu husumetin bedelini ödemeyecek!” demeli.
Ve hep birlikte haykırmalıyız:
YETER!
Bir damla kan daha akmasın!
Bir mezar daha açılmasın!
Bir anne daha ağlamasın!
Bir çocuk daha babasız kalmasın!
Bir aile daha parçalanmasın!
Mehmet Direk’in, Oğlu Ercan Direk’in, Yeğeni Ebubekir Direk’in
ardından söylenecek en anlamlı söz yalnızca “Allah rahmet eylesin” olmasın.
Onların ardından bir söz daha söyleyelim:
“BİR DAHA OLMAYACAK!”
Ve bu sözü sadece dilimizle değil, vicdanımızla, irademizle ve cesaretimizle söyleyelim.
Çünkü kan kanı temizlemez.
İntikam adalet değildir.
Öfke onur değildir.
Silah güç değildir.
Asıl güç, öldürmek üzere kaldırılan eli indirebilmektir.
Asıl cesaret, intikam almak değil, intikamı reddetmektir.
Asıl onur, karşı tarafın canını almak değil, bir başka annenin gözyaşını engellemektir.
Batman’ın artık kana değil, vicdana ihtiyacı var.
Batman’ın artık intikama değil, adalete ihtiyacı var.
Batman’ın artık husumete değil, barışa ihtiyacı var.
Ve artık hep birlikte şunu söylemenin zamanı geldi:
BİZ ÇOCUKLARIMIZA KAN DAVASI DEĞİL, BARIŞ MİRASI BIRAKACAĞIZ!
YETER ARTIK BATMAN!
YETER BU KADAR TABUT!
YETER BU KADAR GÖZYAŞI!
YETER BU KADAR AĞIT!
YETER BU KADAR KİN!
YETER BU KADAR İNTİKAM!
MEHMET DİREK, ERCAN DİREK VE EBUBEKİR DİREK’İN ÖLÜMÜ SON OLSUN!
BUNDAN SONRA BİR İSİM DAHA YAZMAYALIM.
BİR TABUT DAHA OMUZLAMAYALIM.
BİR MEZAR DAHA KAZMAYALIM.
Ve Allah bize de…
Bir daha aynı acıyı yaşamayacak kadar akıl, birbirimizi öldürmeyecek kadar vicdan,
barışmayı başaracak kadar cesaret versin.
Çünkü artık susmak yetmez.
Artık üzülmek yetmez.
Artık başsağlığı dilemek yetmez.