?>

ANKARA VE İSTANBUL VAKIFLARIMIZI ALKIŞLIYORUZ

Nizamettin İzgi

4 saat önce

Batman’ın kuruluşundan bugüne kadar geçen uzun yıllar içerisinde şehrimiz adına çok güzel işler yapan, Batman’ın gelişmesine katkı sunan çok değerli insanlar elbette oldu. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki Batman hiçbir dönemde bugünlerde gördüğümüz ölçüde sahiplenilmedi, hemşerilik duygusunu güçlendirecek böylesine somut adımlar atılmadı. Bir şehirde insanlar doğdukları, büyüdükleri ve ekmeklerini kazandıkları topraklara sahip çıkmadıkları zaman, o şehir ne kadar büyük imkânlara sahip olursa olsun arzu edilen gelişmeyi ve dayanışmayı yakalamakta zorlanır. Batman’ın geçmişte yaşadığı en büyük eksikliklerden biri de işte bu “Batmanlılık bilinci”nin yeterince güçlü biçimde oluşturulamamış olmasıdır.
Türkiye’nin birçok iline baktığımızda, hemşeri vakıflarının ve derneklerinin yalnızca belirli günlerde bir araya gelen kuruluşlar olmadığını, şehirlerinin geleceği için ciddi çalışmalar yaptığını görüyoruz. Ankara’da, İstanbul’da ve diğer büyük kentlerde bir araya gelen hemşeriler, memleketlerinin sorunlarını konuşuyor, imkânlarını birleştiriyor, gençlerine sahip çıkıyor ve doğdukları şehirle yaşadıkları şehir arasında güçlü bir köprü kuruyorlar. Batman ise uzun yıllar bu konuda maalesef geriden geldi. Zaman zaman Ankara’da toplantılar yapılarak Batmanlılık bilincinin geliştirilmesi için girişimlerde bulunuldu. Fakat bu çalışmalar süreklilik kazanamadığı için arzu edilen netice bir türlü alınamadı.
Özellikle geçmiş yıllarda İstanbul’da kurulan Batman derneklerinin zaman zaman siyasi tartışmaların gölgesinde kalması, hemşerilerimizi aynı çatı altında tutmayı zorlaştırdı. Farklı dönemlerde farklı siyasi anlayışların etkili olmasıyla birlikte üyelerin ayrıldığı, heyecanını kaybeden yapıların zaman içerisinde etkisizleştiği görüldü. Oysa hemşeri vakıflarının ve derneklerinin asıl görevi siyaset yapmak değil; Batmanlıları ortak değerler etrafında buluşturmak, memlekete hizmet etmek ve Batmanlı olmanın gururunu yaşatmak olmalıdır.
Bugün geldiğimiz noktada ise umut veren, sevindiren ve doğrusu bizleri gururlandıran bir hareketlilik yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl Ankara’da kurulan ve Başkanlığını Şerafettin Hamidi’nin yaptığı BAGEV, yönetim kurulunun oluşturulmasının ardından kısa sürede dikkat çeken bir çalışma temposu ortaya koydu. Şerafettin Hamidi ve arkadaşlarının ilk günden itibaren ortaya koydukları azim, heyecan ve samimiyet, Batmanlıların bu tür oluşumlara ne kadar ihtiyaç duyduğunu da gösterdi.
Şerafettin Hamidi’nin en önemli özelliklerinden biri, yaptığı çalışmaları çok fazla konuşmadan, sonuç almaya odaklanarak yürütmesi. Batman Vakfı açısından büyük önem taşıyan vakıf binası konusunda da uzun zamandır sessiz ve kararlı bir çalışma yürütüldüğünü biliyoruz. Ankara’nın değerli semtlerinden birinde bulunan bir arsanın vakıf binası için değerlendirilmesi yönünde önemli adımlar atıldığını, yasal prosedürlerin tamamlanmasının ardından bu konuda daha somut gelişmeler yaşanacağını öğreniyoruz. Eğer süreç planlandığı şekilde ilerlerse, Batmanlıların Ankara’da kendilerine ait önemli bir buluşma ve dayanışma merkezi olacak. Bu, yalnızca bir bina kazanmak anlamına gelmeyecek; Batmanlılık bilincinin kurumsallaşması açısından da tarihi bir adım olacaktır.
Ankara’daki bu güzel gelişmeler yaşanırken İstanbul’da da BAGEV bünyesinde önemli bir hareketlilik başlaması ayrıca takdire değer. İstanbul Vakfı Başkan Hıfzullah Yıldız, Faysal Şansi ve İlyas Bastık’ın öncülüğünde vakıf adına bir bina satın alınması yönünde girişimlerde bulunulması ve İstanbul’un Topkapı semtinde üç katlı bir binanın satın alınması çalışmalarının yürütülmesi Batmanlılar açısından gerçekten gurur verici bir gelişmedir. Satış işlemlerinin tamamlanmasının ardından yapılacak tadilatlarla birlikte yaklaşık 400 metrekarelik bu bina, İstanbul’daki Batmanlıların buluşacağı, dayanışacağı ve memleketleriyle bağlarını daha da güçlendireceği önemli bir merkez haline gelecektir.
Burada özellikle Başkan Hıfzullah Yıldız’ın çabasının altını çizmek gerekir. Saygın bir iş insanı olarak kendi işlerinin yanı sıra memleketine ve hemşerilerine karşı sorumluluk üstlenmesi, bu sorumluluğu da somut bir hizmete dönüştürmesi takdir edilmesi gereken bir davranıştır. Çünkü vakıfçılık sadece makamda oturmak, toplantı yapmak ve güzel sözler söylemek değildir. Vakıfçılık; zaman ayırmak, emek vermek, gerektiğinde maddi ve manevi sorumluluk üstlenmek ve sonunda geride kalıcı bir eser bırakmaktır. İstanbul’da satın alınan bu bina da işte böyle bir anlayışın ürünüdür.
Bugün Ankara ve İstanbul’da ortaya çıkan tabloya baktığımızda, Batman’ın yıllardır özlediği bir anlayışın yavaş yavaş oluşmaya başladığını görüyoruz. Artık Batmanlılar yalnızca memleket meselelerini konuşmakla kalmıyor, ellerini taşın altına koyuyor ve kalıcı eserler ortaya koyuyor. Ankara’da bir vakıf binasının hazırlığının yapılması, İstanbul’da üç katlı bir binanın satın alınarak Batmanlıların hizmetine sunulacak olması, bu değişimin en somut göstergeleridir.
Bir şehrin İstanbul ve Ankara gibi Türkiye’nin iki önemli merkezinde güçlü vakıflarının bulunması, o şehrin sosyal ve ekonomik gücü açısından da büyük önem taşır. Bu merkezlerde kurulacak sağlam yapılar, yalnızca Batmanlıların birbirleriyle buluşmasına değil, Batman’ın tanıtılmasına, yatırım imkânlarının artırılmasına, gençlerin desteklenmesine ve memleketle bağların güçlendirilmesine de katkı sağlayacaktır. Yeter ki bu yapılar siyasi hesaplardan uzak, bütün Batmanlıları kucaklayan, liyakati ve hizmeti esas alan bir anlayışla yönetilsin.
Bugün yapılması gereken, bu güzel başlangıçları kıymetlendirmek ve desteklemektir. Eleştirmek kolaydır; önemli olan taşın altına elini koymaktır. Şerafettin Hamidi, Hıfzullah Yıldız, Faysal Şansi, İlyas Bastık ve yönetimlerinde görev alan diğer hemşerilerimizin yaptığı tam da budur. Onlar Batmanlılık bilincinin yalnızca bir slogan olarak kalmaması, somut eserlerle yaşatılması için mücadele ediyorlar.
Bu nedenle her iki vakfımızın başkanlarını, yönetim kurullarını ve emeği geçen bütün kurucularını yürekten kutluyorum. Batman adına atılan her olumlu adımın, yapılan her kalıcı yatırımın ve oluşturulan her ortak değerin yanında olmak hepimizin görevidir. İnşallah Ankara’daki ve İstanbul’daki bu güzel çalışmaların açılışlarını görmek, o günlerde hemşerilerimizle aynı çatı altında buluşmak benim için de büyük bir gurur olacaktır.
Batman’ın artık kaybedecek zamanı yok. Dün yapılamayanları bugün yapmanın, dağınık olanı bir araya getirmenin ve Batmanlılık bilincini güçlü bir şekilde geleceğe taşımanın tam zamanıdır. Ankara ve İstanbul’da yakılan bu meşalenin Türkiye’nin diğer şehirlerine de yayılması ve Batmanlıların bulunduğu her yerde memleketine sahip çıkan güçlü bir dayanışma kültürünün oluşması en büyük dileğimizdir. Bu güzel hizmetlere emek veren bütün başkanlarımıza ve yönetim kurulu üyelerimize gönülden teşekkür ediyor, yollarının açık olmasını diliyorum.
Hoşça kalınız.
YAZARIN DİĞER YAZILARI