Batman’da zaman zaman aynı filmi farklı mekânlarda izliyoruz. Bir işyeri açılıyor, faaliyet gösteriyor, vatandaş buradan hizmet alıyor, işletme sahibi ekmek kazanıyor. Aradan aylar, hatta yıllar geçiyor. Sonra bir gün denetim yapılıyor ve “Burası ruhsatsız, mevzuata uygun değil” denilerek kapıya mühür vuruluyor. Ardından işletme sahiplerinin feryadı, vatandaşın mağduriyeti ve “Bu iş neden daha önce yapılmadı?” sorusu gündeme geliyor.
Beşiri yolundaki düğün salonlarının kapatılması da buna benzer bir süreçti. Yol yapım çalışmaları sırasında gerekli önlemlerin zamanında alınmaması nedeniyle meydana gelen ve iki kişinin hayatını kaybettiği olayın ardından, sorumluluğun önemli bir bölümü düğün salonlarına yüklenmiş, yol üzerindeki salonlar uzun süre kapalı kalmıştı. İşletme sahiplerinin yükselen feryatları, kamuoyundaki tepkiler ve eksikliklerin giderilmesiyle birlikte salonların yeniden açılmasının önü açılmıştı.
Bugün ise karşımızda “Davet salonları” meselesi var.
Batman’da son birkaç yıl içerisinde adeta mantar gibi çoğalan davet salonlarının sayısı 40’a kadar ulaşmış. İnsanlar buralarda düğün, nişan, sünnet, toplantı ve çeşitli etkinlikler düzenliyor. Salon sahipleri de yatırımlar yapıyor, çalışan istihdam ediyor, müşterilerden kapora alıyor ve aylar sonrasına gün veriyor. Yani ortada fiilen işleyen bir sektör var.
Ama ne olduysa oldu ve Belediye tarafından yapılan denetimlerin ardından 37 salon mühürlendi. Bir anda onlarca işletmenin kapısına kilit vurulunca doğal olarak salon sahiplerinin feryadı da yükseldi. Belediye Başkanına ulaşmakta zorlanan işletme sahipleri, MHP’nin ve esnaf kuruluşlarının kapısını çaldı. Ardından Belediye tarafından yapılan açıklamada, söz konusu davet salonlarının usulüne uygun kullanılmadığı ve ruhsatsız olduğu belirtildi.
Peki, burada sormamız gereken önemli bir soru yok mu?
Bu salonların çoğu bir-iki yıl önce yapılmadı mı? İnşaatları yapılırken kimse görmedi mi? Açılırken kimse fark etmedi mi? Belediye ekipleri kentin dört bir yanında denetim yaparken bu salonların varlığından haberdar değil miydi? Hatta bazı görevliler, yakınlarının veya tanıdıklarının düğün ve davetleri için bu salonlara gittiklerinde bile burada bir ruhsat veya mevzuat sorunu olduğunu hiç mi düşünmediler?
Demek ki bütün bunlar zamanında yeterince görülmemiş veya görülse bile gerekli işlem yapılmamış.
İşte asıl sorun burada başlıyor.
İdarenin denetim görevini zamanında yapmaması, işletme sahiplerinin de “Nasıl olsa kimse bir şey demiyor” anlayışıyla kuralları dikkate almaması, bugün ortaya çıkan tablonun iki taraflı sorumluluğunu oluşturuyor.
Salon sahiplerini de tamamen masum görmek mümkün değil. Bir işyeri açıyorsanız, “Belediye gelip kapatana kadar çalışırım” anlayışıyla hareket edemezsiniz. İnşaat aşamasından başlayarak ilgili kurumlara gidip “Bu salonu hangi şartlarda açabilirim, hangi belgeleri almam gerekiyor, hangi kurallara uymalıyım?” diye sormak zorundasınız. Ruhsat konusu başta olmak üzere mevzuatın gerektirdiği şartları yerine getirmek işletme sahibinin sorumluluğundadır.
Kısacası, “Herkes yapıyor, ben de yaparım” mantığı hukukta geçerli değildir.
Ancak bunun karşısında belediyenin de yıllarca sessiz kalıp bir gün toplu mühürleme yapması izaha muhtaçtır. Bir belediyenin görevi yalnızca eksikliği tespit edip kapıya mühür vurmak değildir. Asıl görevlerden biri, daha işyeri faaliyete başlamadan önce vatandaşı ve yatırımcıyı bilgilendirmek, mevzuata uygun hale gelmeleri için yol göstermektir. Yıllarca faaliyet gösteren onlarca işletmeye hiç müdahale edilmemişse, bugün ortaya çıkan mağduriyetin tamamını işletme sahiplerinin üzerine bırakmak da hakkaniyetli bir yaklaşım olmaz.
Nitekim Belediye Başkan Vekili Ekrem Canalp son açıklamasında, gerekli kuralların yerine getirilmesi halinde işletmelere ruhsat verileceğini ifade etti. Eğer mesele gerçekten eksikliklerin giderilmesi ve ruhsat şartlarının yerine getirilmesiyse, o zaman çözüm bellidir: Eksiklikler belirlenecek, işletme sahiplerine gerekli süre ve yol gösterilecek, şartları yerine getirenlerin işyerleri yeniden açılacaktır.
Ama insan ister istemez şu soruyu soruyor: Madem şartlar yerine getirildiğinde bu salonlar yeniden açılabilecek, yaklaşık bir aydır neden bu kadar mağduriyet yaşandı?
Çünkü bu salonların sahipleri yalnızca kendi geçimlerini sağlamıyor. Buralarda çalışan insanlar, organizasyon şirketleri, müzisyenler, fotoğrafçılar, süslemeciler, aşçılar ve daha birçok sektör de bu işlerden ekmek kazanıyor. Bir salonun kapatılması, zincirin diğer halkalarını da etkiliyor. Üstelik aylar öncesinden kapora vermiş vatandaşların da mağduriyet yaşama ihtimali bulunuyor.
Elbette işletme sahiplerinin de mücadele ederken sınırlarını bilmeleri gerekir. Ruhsatsız veya mevzuata aykırı bir işyerinin sırf uzun süredir çalışıyor olması, onu otomatik olarak yasal hale getirmez. Kurallar varsa herkes uymalıdır. Ancak kuralların uygulanması da herkese eşit, zamanında ve öngörülebilir biçimde yapılmalıdır.
Bana göre bu olayda ne yalnızca belediyeyi suçlamak doğrudur ne de bütün faturayı salon sahiplerine çıkarmak…
Bir tarafta zamanında ve yeterince denetim yapmayan idare, diğer tarafta ruhsat ve mevzuat konusunda gerekli hassasiyeti göstermeyen işletme sahipleri var. Her iki tarafın da kendi payına düşen sorumluluğu kabul etmesi gerekiyor.
Bundan sonra yapılması gereken kavga etmek değil, çözüm üretmektir. Ruhsat için hangi şartlar gerekiyorsa açıkça ortaya konulmalı, işletme sahipleri de bu şartları eksiksiz yerine getirmelidir. Şartları tamamlayanların da işlerinin başına dönmelerinin önü açılmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca salonların kapısındaki mühür değildir. Mesele, Batman’da yatırım yapan insanların önünü görebilmesi, belediyenin denetim görevini zamanında yapması ve herkesin aynı kurallara uymasıdır.
Kurallar olacaksa baştan belli olacak. Denetim olacaksa zamanında yapılacak. İşletme açılacaksa ruhsatı alınacak. Eksik varsa da yıllar sonra değil, en başında söylenecek.
Aklın yolu birdir.
Umarım bu süreç, gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra davet salonlarının yeniden faaliyetlerine başlamasıyla sonuçlanır. Ama bundan daha önemlisi, aynı sorunun yarın başka işletmelerin başına gelmemesidir.